Navigate / search

II. Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) ve Katılım

Sivil toplum kavramı üstüne farklı tanımlar bulunsa da tüm yaklaşımlarda ortak olarak bulunan özellikler şöyle sıralanabilir. 1.) Sivil toplum devletten bağımsız, gönüllülük esasına dayalı olarak faaliyet gösteren örgütlerden oluşur. 2.) Sivil toplum aynı zamanda bir toplumsal değerler birlikteliğidir ve eşitlikçi ve adil bir toplum düşüncesinin yaygınlaşmasında önemli bir role sahiptir. 3.) Sivil toplum yurttaşların bir araya gelerek sivil değerler kazanması, farklı düşüncelerini ifade edebilmesi ve tartışabilmesi için uygun bir ortamı ifade eder. Gönüllü gruplar, kar amacı gütmeyen kuruluşlar, dernekler, vakıflar, coğrafi bölge ya da ortak amaçlar doğrultusunda bir araya gelmiş topluluklar ve bir davanın savunucusu olan grupları içeren örgütlenmiş yapılar sivil toplum örgütlerini oluştururlar. Gelişmiş bir sivil toplum yapısı içinde demokratik normlar yerleşiklik kazanmıştır. Gelişmiş bir sivil toplum yapısı mevcut yasal düzenlemelerin ve mekanizmaların iyileştirilmesinin yanında devlet kurumları ve halk arasındaki iletişimde demokratik ve eşitlikçi bir kültürün hayata geçmesi için önemlidir.

Sivil toplum örgütleri kamuoyunu etkileyebilir ve harekete geçirebilir. Bunun yanında sesini duyurabilme ve politikalara dâhil olma konusunda engellerle karşılaşan grupları temsil etme ve kimi zamanlar gündemde yer bulamayan konuları gündeme getirme sorumluluğunu üstlenirler. STÖ’ler düşüncelerini yaygınlaştırmak için kitle iletişim araçları ve sosyal medyayı kullanabilir ve çeşitli toplumsal kesimlerin haklarını savunmak için kampanya ve savunuculuk faaliyetleri düzenleyebilirler. Sorunları farklı boyutları ile anlatabilmek amacıyla bağımsız araştırmalar yaparak, düzenli raporlar yayınlarlar. Bunları yerel ve merkezi düzeyde yöneticilere ulaştırabilir ve bir sorundan etkilenen kesimlerin talep ve ihtiyaçlarını dile getirebilirler.

STÖ’ler ulusal ve yerel düzeydeki karar alma organlarını politika üretimine halk katılımını sağlayacak yapılar oluşturmaya yönlendirebilirler. Bu doğrultuda diğer STÖ’lerle bir araya gelip işbirlikleri, ortaklıklar oluşturabilirler. STÖ’ler halkın kendilerini etkileyen konularda örgütlü ve toplumsal katılım göstermesi konusunda birincil önemdedir. Yurttaşların arasındaki iletişimi güçlendirecek ve karar alma süreçlerine katılım düzeylerini yükseltecek deneyim ve alışkanlıkları kazanmaları konusunda aracı bir rol oynarlar. Zira örgütlü halk katılımı aynı zamanda demokratik usullerin öğrenilmesini sağlayan ve birlikte hareket etme duygusunu içeren dayanışmacı bir süreçtir. Bu nedenle STÖ’lerin sadece büyük kentlerde değil, tüm ülke genelinde ve yerelliklerde güçlenmesi, temsil kapasitesinin genişlemesi ve yeni örgütlenme biçimlerinin geliştirilmesi önemlidir. Kamu kurumları ile ilişkiler bu açıdan düşünüldüğünde katılım durumunu kısıtlayabildiği gibi elverişli kılacak düzenlemeleri de içerebilir. Örneğin yerel yönetimler ve STÖ’ler arasında karar alma süreçlerinde oluşturulacak diyalog ve işbirlikleri katılım konusunda iyi örneklerin ortaya çıkmasını sağlayabilir.